Ben ben dediyim sen sin ALLAHIM

21/1/2007 - bin Hanbel hazretleri buyuruyor ki:

Kategori: Makale

 

 

“Ma’nâsını anlayarak da, anlamayarak da Kur’ân-ı kerîm okuyan cenâb-ı Hakkın rızâsına kavuşur.

Kur’ân-ı kerîm okurken, bunun Allahü teâlânın kelâmı olduğunu düşünmelidir. Kur’ân-ı kerîme dokunmak için, abdestli olmak lâzım olduğu gibi, onu okumak için de, temiz kalb lâzımdır. Allahü teâlânın büyüklüğünü bilmeyen, Kur’ân-ı kerîmin büyüklüğünü anlayamaz. Allahü teâlânın büyüklüğünü anlamak için de, O’nun sıfatlarını ve yarattıklarını düşünmek lâzımdır. Bütün mahlûkâtın sâhibi, hâkimi olan Allahü teâlânın kelâmı olduğunu düşünerek okumalıdır.

Kur’ân-ı kerîmi okumak, mühim sünnettir. Tecvîd ilmine uygun olarak ve hürmet ile okunan Kur’ân-ı kerîmi dinlemek farz-ı kifâyedir. uyanlara verilen sevâbların aynısı, dinleyenlere de verilir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/1/2007 - MEKTUP

Kategori: Makale

Bir sabah kapı çalındı ve kapıyı açan kadın evin önünde üç sevimli yaşlı gördü, içeri davet etti onları.
Üç yaşlıdan biri gülümseyerek dedi ki, "Biz üçümüz birden bir eve giremeyiz. Benim adım zenginlik, bu arkadaşım başarı, bu da sevgidir."
Bizden birisini davet etmelisin." Kadın düşündü ve karar veremedi, içeri koşup kocasına kapıdaki yaşlıları anlatıp ne yapması gerektiğini sordu. Adam heyecanla.

"İyi ya işte başarıyı davet edelim. Girdiğimiz her işi yaparız." Dedi.
Kadın küskün küskün, "Neden zenginliği çağırmıyoruz. Her istediğimizi alırız."dedi.
Evin genç ve güzel kızı ısrar etti. "Hayır! Bence sevgiyi çağıralım. Sevgi dolu bir yuvamız olsun." Baba ve anne onun teklifini kabul etti.
Kadın kapı önündeki yaşlılardan sevgiyi içeri çağırdı. Diğer iki yaşlı da onun peşinden eve girdiler. Kadın merakla sordu.

"Hani üçünüz birden giremezdiniz?" Sevimli yaşlı dedi ki,
"Biz ikimiz de sevginin olduğu yerdeyiz. Onun girdiği her yere biz de gireriz. Eğer zenginlik ya da başarıyı davet etmiş olsaydınız. Sadece ona sahip olacaktınız. Seçimi doğru yaptığınız için üçümüze de kapınızı açmış oldunuz."

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/1/2007 -

Kategori: Makale

Bir sabah kapı çalındı ve kapıyı açan kadın evin önünde üç sevimli yaşlı gördü, içeri davet etti onları.
Üç yaşlıdan biri gülümseyerek dedi ki, "Biz üçümüz birden bir eve giremeyiz. Benim adım zenginlik, bu arkadaşım başarı, bu da sevgidir."
Bizden birisini davet etmelisin." Kadın düşündü ve karar veremedi, içeri koşup kocasına kapıdaki yaşlıları anlatıp ne yapması gerektiğini sordu. Adam heyecanla.

"İyi ya işte başarıyı davet edelim. Girdiğimiz her işi yaparız." Dedi.
Kadın küskün küskün, "Neden zenginliği çağırmıyoruz. Her istediğimizi alırız."dedi.
Evin genç ve güzel kızı ısrar etti. "Hayır! Bence sevgiyi çağıralım. Sevgi dolu bir yuvamız olsun." Baba ve anne onun teklifini kabul etti.
Kadın kapı önündeki yaşlılardan sevgiyi içeri çağırdı. Diğer iki yaşlı da onun peşinden eve girdiler. Kadın merakla sordu.

"Hani üçünüz birden giremezdiniz?" Sevimli yaşlı dedi ki,
"Biz ikimiz de sevginin olduğu yerdeyiz. Onun girdiği her yere biz de gireriz. Eğer zenginlik ya da başarıyı davet etmiş olsaydınız. Sadece ona sahip olacaktınız. Seçimi doğru yaptığınız için üçümüze de kapınızı açmış oldunuz."

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/1/2007 - Hz. Süleyman

Kategori: Makale

 

"Vaktiyle Hz. Süleyman, kuvvet ve haşmetiyle yolda giderken bir alay karıncaya rast geldi. Karıncaların hepsi, tazim etmek üzere huzuruna koştular. Bir an içinde binlerce, hatta daha da fazla karınca huzura vardı.

Fakat bir karınca, hemencecik huzura gelmedi. Yuvasının önünde bir toprak tepe vardı. O tepeyi düzeltmek için yel gibi toprak zerrelerini birer birer taşımaktaydı.

Süleyman, bu karıncayı yanına çağırıp dedi ki:

“Ey karınca! Görüyorum ki pek güçlü sayılmazsın. Nuh’un ömrüyle Eyyûb’un sabrına sahip olsan yine bu tepeyi kaldırmaya güç yetiremezsin. Böyle bir iş, senin gibisinin kol kuvvetiyle yapılamaz. Bu tepeyi sen kaldıramazsın.”

Karınca dile geldi:

“Padişahım!” dedi, “bu yolda ancak himmetle yürünebilir. Sen benim yaratılışıma bakma. Himmetimdeki yüceliğe bak. Benden ayrı bir karınca var. Göremiyorum onu. Fakat beni aşk tuzağına çekti. Bana dedi ki: ‘Sen şu toprak tepeyi dümdüz yol yaparsan ben de senin yolundan bu hicran kayasını kaldırır, seninle düşer kalkarım.’ Hemen şimdi ben de bu işe bel bağladım. Bu toprağı taşımaktan başka çarem yok. Bu toprağı kaldırır, tepeyi dümdüz bir hale getirirsem onun vuslatını elde edebileceğim. Bu hususta çalışıp çabalarken ölebilirim, ama hiç olmazsa yalan yere bir davaya kalkışmış sayılmam ya!”

Azizim, aşkı karıncadan öğren! Gözün kıymetini körden belle!

Karıncanın kilimi karadır ama gayret kemeri vardır belinde. Karıncaya bile hor bakma sakın! Onun da gönlünde bir aslan yatar.

Bu yolda hal böyle; bir karınca, bir aslanın kulağını çekmede...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2006 - dua muminin silahidir

Kategori: Makale

 

DUA İÇİN RİCA

Bir şahıs, heyecan ve ıstırapla, İmam Sadık (a.s)ın  huzuruna gelerek:   

- Ne olursunuz efendim, Allah'a bana daha fazla rızık vermesi için dua da bulunun, çünkü çok yoksulum, dedi.

İmam:
 
-Hayır, asla dua edemem buyurdu.

-Niçin edemezsiniz efendim?

-Zira Allah bu iş için bir yol tayin etmiştir; rızk peşinden koşun ve onu elde edin diye de emir buyurmuştur. Halbuki sen evinde oturup, dua etmek suretiyle, rızkın senin peşinden gelmesini istiyorsun.


DUÂ AYNI DUÂ, AMA OKUYAN AĞIZ...

Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden:

Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)'ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder:

- Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der.

Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş...

- Al, der fakire. İhtiyacını karşıla!

Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur:

- Allah aşkına söyle yâ Emîre'l-mü'minîn! Ne okudun da kum tanecikleri altın oluverdi? der. Hz. Ali (r.a.) anlatır:

- Kur'ân-ı Kerîm, Fâtiha sûresine gizlenmiştir. Bende Kur'an-ı Kerîm'i okudum, yani Fâtiha sûresini okudum bu kumlara...

Bunu öğrenen fakir durur mu? O da bir avuç kum alır ve başlar okumaya. Okur, okur, okur... Ama kumlarda bir değişiklik yoktur. Altın filan olmuyor, aynen duruyor.tekrar gelir ve İmam Ali kerremallâhü vechehû hazretlerine:

- Ben de okudum, ama birşey değişmiyor; kumlar altın olmuyor, der. Emîrü'l- Mü'mînin Hz. Ali (r.a.) boynunu büker, mahcup bir edâ ile cevap verir:

- Ne yapayım, der. Duâ aynı duâ; ama, okuyan ağız aynı değildir! Duâ tamam; lâkin, okuyanın ihlâsı ve teveccühü tamam değildir!..

İşte bütün mesele buradadır. Okuyanın ihlâsında ve teveccühünde... Aynı duâ; aynı îman, aynı İhlâs ve aynı teveccühle okunacak ki, aynı netice elde edilebilsin. Yoksa kumu altın yapmak gibi bir iksire sahip olabilmek mümkün olmaz 

VAKTİ SAATİ GELİNCE OLUR

Müslümanlardan birinin yahûdî bir ortağı vardı. Ortağını ne kadar İslâma dâvet etti ise, müslümanlığı kabûl etmedi. Hattâ bu ortağına;

"Eğer müslüman olursan, malımın üçte birini sana veririm." dedi. Yahûdî yine kabûl etmedi.

O müslüman başka bir gün;

"Eğer müslüman olursan, malımın yarısını sana veririm." demesine rağmen yine kabûl etmedi.

Müslüman tüccar bir süre sonra;

"Eğer müslüman olursan, malımın üçte ikisini sana veririm." dedi.Yahûdî yine kabûl etmedi.

Müslüman tüccar artık ortağının müslüman olmasından ümidini kesmişti. O müslüman, bir gün Ebû Saîd Mîhenî'nin dergâhının yanından geçiyordu. Yahûdî ortağı da yanında idi. Bu sırada dergâha girdi. Ebû Saîd Mîhenî bu sırada sohbet ediyordu. Yahûdî ortağı da kendi kendine;

"Ben de mescide gireyim, bir dinleyeyim, bakalım neler anlatıyor. Onun halk arasında kabûl görmesinin sebebi nedir bir göreyim? Yahûdî olduğuma dâir üzerimde her hangi bir işâret olmadığı için beni nasıl olsa tanımaz." dedi. Yahûdî, gizlenerek mescide girdi. Bir direğin arkasına oturdu. Ebû Saîd Mîhenî sohbet esnâsında bir ara yahûdînin arkasında oturduğu direğe doğru dönerek;

"Ey yahûdî! Direğin arkasında ne kadar kendini gizlemeye çalışsan da gizlenemezsin." dedi. Yahûdî gayri ihtiyârî ayağa kalktı. Ebû Saîd Mîhenî'nin yanına vardı. Ebû Saîd hazretleri ona müslüman olmasını söyleyince, bu dâveti kabûl edip, müslüman oldu.

Ebû Saîd hazretleri ona;

"Şimdi ortağının yanına git. Sana müslümanlığı öğretsin. İşler vakti zamânı gelince olur. Ondan önce olmaz. Zamânı gelince müslüman olmak için malın üçte birine, yarısına ve üçte ikisini vermeye hâcet kalmaz." buyurdu.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/11/2006 - IBRET

Kategori: Makale

HER YERDEN AYNI
Behlül Dana Hazretlerine sordular:
"-Ölünce seni nereye gömelim?"
Behlül Dana cevap verir:
"-Nereye isterseniz oraya gömün. Ahiret her yerden aynı uzaklıktadır."

KAZA ETMEK
Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder.
Şoför sinirlenerek:
"-Kaza edin efendim, der. N'olur yani?"
Adam, sakin sakin cevap verir:
"-Ben kaza etmeden önce, ya sen kaza edersen?"


ŞEYTANA KIZIYORUM
Fudayl bin İyaz, kendisine:
"-Falanca senin haysiyetinle oynuyor, senin hakkında dedikodu yapıyor." denildiği zaman:
"-Vallahi, ben, bunu ona emreden şeytana kızıyorum." der ve sonra ilave edermiş:
"-Allahım, eğer o kulun doğru söylüyorsa, beni affet; yalan söylüyorsa onu affet!"


GÜZEL İNSANLAR
Sahabelerden biri, Hazret-i Ebubekir'in yanına gelerek:
"-Çok günahkarım, der. Benim için dua eder misin?"
Hazret-i Ebubekir şu duayı etmiş:
"-Ya Rabbi, der. Bir günahkar bir günahkardan dua istiyor, ikisini de affeyle..."

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/11/2006 - herseyin icinde bir hayirr

Kategori: Makale

Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece
olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti.
Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini oğuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Allah'a yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar.
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü.
Fakat, orada ümitsiz bir kişi varda. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi.
Kocası karaya çıkarken şöyle bağırıyordu:
“Aman Allah’ım, mahvolduk! Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu!”
Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı:
"O yangını verene şükürler olsun! Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler yolunu buldu ve sâlimen limana döndük."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/11/2006 - lokman hekimm

Kategori: Makale

LOKMAN HEKİM’E SORMUŞLAR
“BU DÜNYADA NE ÖĞRENDİN?”

1- Namazda kalbime sahip olmayı öğrendim.
2- Misafirlikte gözüme sahip olmayı öğrendim.
3- Yemekte elime sahip olmayı öğrendim.
4- Cemiyette dilime sahip olmayı öğrendim.
5- Yaptığım iyiliği unutmayı öğrendim.
6- Bana yapılan kötülüğü unutmayı öğrendim.
7- Allah’ın kudret ve kuvvet sahibi olduğunu
öğrendim.
8- Ölümün hak olduğunu öğrendim.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/11/2006 - SAKIN YAPMADAN UYUMA

Kategori: Makale

Birgün Rasulullah efendimiz (sav) Hz. Aişe annemize öyle buyurdu:
"Ey Aişe! geceleri şu 4 şeyi yapmadan uyuma:
1)Kuran'ı hatim etmeden.
2)Benim ve diğer peygamberlerin şefatlerine kavuşmadan.
3)Müminleri kendinden hoşnut etmeden.
4)Hac etmeden.
Aişe (ra) "anam babam sana feda olsun, ben bunları bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim? deyince Rasulullah tebessüm etti ve:
"Ya Aişe ondan kolay ne var?
1)3 İhlas 1 Fatiha okursan Kuran'ı hatmetmiş olursun.
2)Bana ve diğer peygamberlere salavat getirirsen şefaatime kavuşursun.
3)Müminlerin affını dilersen onları hoşnut edersin.
4){Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahi vahdehü la şerike lek. lehül mülkü velehül hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir} tesbihini okursan hac sevabı gibi sevap alırsın."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ya olduyungibi gorun Ya gorundunu gibi ol